Salı Sohbetlerinin bu haftaki konuğu Anadolu Hastanesi’nden Uzm. Dr. Mükerrem Güven oldu. Uzm. Dr. Mükerrem Güven ile uyuşturucu ve alkol bağımlığını konuştuk.
Mükerrem Hanım kendinizi tanıtır mısınız?
Psikiyatristim, bağımlılık psikiyatristiyim. Özellikle bir hastane ortamında, alkol ve madde bağımlılığı tedavisi yapıyoruz. Yataklı servisimiz var. Ayaktan psikoterapi uyguluyorum. Avrupa Birliği standartlarında bilişsel davranışçı terapiyi hem uyguluyorum hem de eğitimini veriyorum. Bu alanda profesyonellerin yetişmesine de ihtiyacımız var. Çünkü bağımlılık alanıyla ilgilenen psikolog, psikiyatrist ve sosyal çalışmacılara ihtiyacımız var. Etkili bir yöntem bağımlıkta. Bilişsel davranışçı terapilerin etkinliği çok yüksek, kısa sürede iyi sonuçlar alınıyor. Sadece alkol değil, uyuşturucu ve yaşa dışı uyarıcı özellikte olan maddelerin tedavisinde de etkinliği kanıtlanmış bir terapi uyguluyorum. Hem hekim olarak hem de psikoterapist olarak son otuz yıldır Antalya hizmet veriyorum.
AMATEM'i kurduğunuzdan bugüne kadar olan sürede nelerle karşılaştınız?
Biz özel merkez olduğumuz için devlet üzerinden standartlara uygun olarak AMATEM yani; Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi ruhsatımızı iki buçuk yıl önce aldık. Hem bu açıdan devlet hastanelerine ulaşamayan hastaların geldiği bir yerdik, hem de özel olması nedeniyle bu hastaların gizli tutulmasına önem veriyorlar. Çünkü çok gurur duyulacak bir durum değil. Yasa dışı madde ya da herhangi bir sıkıntı varsa bağımlılıkla ilgili toplumda bir damgalanma oluyor. Bu açıdan önemli bir hizmet yapıyoruz. Daha öncesinde üniversite, alkol ve madde bağımlılığı merkezinde sorumlu hekimdim. Emekli olduktan sonra buradaki tecrübelerimle burada daha kısa sürede daha etkin tedaviler yapıyoruz. Yatış süremiz kısa, bekleme süremiz yok ve Sağlık Bakanlığı garantisinde ilaçlarımızı temin ediyoruz. Standartlara uygun tedavileri uyguluyoruz.
HERKESİN TEDAVİ OLMA HAKKI VAR
Yasa dışı madde bağımlılarıyla ilgili Emniyet ile ortak bir süreç yürütüyor musunuz?
Denetimli serbestlik hastası almıyoruz ama denetimli serbestliği olan ya da yasal zorunluluğu gelişmeden önce bir cezai yaptırımı yoksa biz o kişilere hizmet veriyoruz.
Tedaviye gelen herkes iyi niyetli olarak tespit edilmiş oluyor. Bu yasalarda herkesin bizden tedavi alıyor olması ve tedavisini sonlandırmış olması onun için bir artı oluyor. Satıcı dahi olsa herkesin tedavi olma hakkı var. Bu haklar yasalar tarafından da korunuyor. Çünkü 1960'dan berri bu bir irade sorunu ya da ahlak sorunu değil. Bu bir hastalık. Hem beyin hastalığı, ödül merkezindeki yolakların bombardımana uğrayışı ve yeniden düzelmesinin olmadığı, düzelmeler ve bozulmalarla giden ilerleyici bir hastalık. Ömür boyu çeşitli bedensel sistemlerin yıkımına yol açan, sosyal anlamda yıkıma yol açan, aile kurumuna zarar verebilen, etrafındaki insanlarında kişiye bağımlı olduğu durumdan bahsediyoruz.
Kişiler neden uyuşturucuya başlar?
Basit bir bağımlılık döngüsünden anlatırsak; stres ya da sıkıntıya çözüm üretmek yerine ondan kaçınma stratejisi geliştirirsek alkole ya da maddeye gideriz. Eğer ki dikkatimizi toplayamıyorsak uyarıcı bir şey sigara olabilir başlangıç olarak. Eğer sakinleşmeye ya da bir performans ankesiyetesi varsa mesela bipolar gibi, o zaman alkole gidebilir. Ondan sonrasında bir kere sarhoşluk ya da bir şekilde zehirlenmekten hoşlandığını, bunun işe yaradığını öğrenirse; sosyal sorunlar, ekonomik sorunlar ya da başlangıçtaki stres her neyse arttığı halde sıkıntısının artışında çözüm üretmek yerine yeniden alkol yada madde kullanmaya gider. Yani bu bir döngü. Stres var alkol var, madde aldınız onları unuttunuz ama sorun büyüdü, sorunun büyüdüğünü ayıldığınızda farkettiniz ve çaresiz hissedip yeniden alkole ya da maddeye gittiniz. Bu kısır döngü bir dönme dolap gibi ve siz oraya bir şey attığınız sürece, bir otomatik pilotta gidiyorsunuz ve yuvarlana yuvarlana gittiğiniz bu süreçte etrafınızdaki birçok şey ilerliyor. Çocuklarınız büyüyor ya da maddi sorunlar büyüyor veya madde kullanmak eskisi kadar keyif vermiyor. Miktarı arttırmanız gerekiyor.
Damardan uyarıcı metamfetamin kullanımı bu aralar çok yaygın, bu kokain üretiminin dünyada fazlasıyla ve metamfetaminin de değişik sentetik ve kısa süreli olarak idrarda yakalanamadığı için kullanımı damardan kullanıma doğru gidiyor. Damardan kullanım da artık bulaşıcı hastalıklar; HIV, Hepatit C gibi toplum sağlığını tehdit eden hastalıklara doğru ilerliyor.
TABLO KÖTÜLEŞİYOR
Şuanda baktığımızda Türkiye'de durum nasıl?
Tablo gittikçe kötüleşiyor. Biz alkol ve madde kullanımında gerideydik ama globalleşme ve teknolojinin yaygınlaşmasıyla herkesin istediği maddeye kolayca ulaşabilmesi ve internet üzerinden yanlış bilgilendirmelerle daha fazla maddeye ulaşım gerçekleşti. Biz açığımızı olumsuz anlamda büyüttük. Arz talep arttı, bireyselleşmek yerine bağımlılık arttı. Madde bağımlılığının teknoloji bağımlılığı arttı ve tedaviler konusunda da bizim yurt dışından bazı ilaçları ithal etme zorunluluğumuz doğdu. Eroin ya da opiyat bağımlılığında iyi bir durumdayız. Çünkü bunun savaşını ben de dahil olmak üzere verdik. Sağlık Bakanlığı'ndan ilaçlarımızın onayını yaptık hem agonist hem de antogonist ilaçların ruhsatlandırılmasını sağladık. Bu son on yılda eroin ve türevlerinin tedavisinde iyi bir noktaya geldik. Şimdiki yaptığımız atılım ise artık kokain ve uyarcı maddelerin bağımlılığında da etkili olan Amerika'da 2012 yılından beri kullanılan Vanokserin depo enjeksiyonlarını uygulayamaya başladık.
Bu tedavi yöntemi nedir, bize anlatır mısınız?
- Bu tedavi yöntemi özellikle kokain için 1989'dan beri 2012'ye kadar dört çalışma bilimsel olarak yapılmış, etkinliği gösterilmiş; 3,6 ve 12 aylık depo formları olan ve tekrar kokaine dönmeyi azaltan bir ilaç. Kokainin bağımlılığı çok yüksektir. Örnek vermek gerekirse; ödül merkezinde etkili olan beynimizin dopamine ilgisi çok fazladır. Yani yemek yersin dopamin artışı yüzde 50 olur, seks yaparsınız orgazmda yüzde 100 dopamin sayısı artar ama kokain aldığınız zaman yüzde 250 artar. Bu yüzden 250'lik artışı yakalamak için sürekli bunun tek dozla bile bağımlısı haline gelebileceğiniz tehlikeli bir madde. Ekonomik anlamda da oldukça pahalı ve bir süre sonra ciddi ekonomik sorunlara yol açan bir madde. Bugüne kadar bizim elimiz yine iyiydi. Çünkü bilişsel davranışçı terapinin kokain bağımlılığındaki etkinliği gösterilmiştir ve bunu etkin bir şekilde kliniğimizde uyguluyorduk. Elimiz biraz daha güçlendi klinik olarak, bu süreçte içme istediğini ortadan kaldıracak kokainden daha fazla dopamin transporterlarına yüzde 500 kat bağlanan bir etkin maddenin Türkiye'ye girişi ve uygulaması bize nasip oldu. Dilerim hastalara şifa olur. İlk hastamız oldukça iyi taburcu oldu, ikinci hastamız şuanda arınma tedavisini yapıyor. Bu korunma tedavisi önce vücuttan kokainin atılmasını, bir aylık süreçte hastanın başka bir hastalığının olmaması, karaciğer hastalığının olmaması, kalp ritminin iyi olması, bizim izlememiz sonucunda eğer uygun görüyorsak ikinci hastamızda da bunu uygulayacağız. Bir özel girişimin bağımlı hastalara el uzatmasında bir öncüyüz ve ikinci olarak da Sağlık Bakanlığı'nın onayıyla bu ilacın ithalini gerçekleştirdik. Hastamızda herhangi bir yan etki olmadı hastamız ve ailesi memnun.
Bu ilaçlar yurtdışından ithal edildiği için, fazla talep gibi bir durum yaşanırsa herhangi bir sıkıntı olur mu?
Herhangi bir sıkıntı olmaz. Çünkü hastanın bunu ücretli olarak alması gerekiyor ve bir hasta için bizim en az 3 enjeksiyon tavsiyemiz var, 3 aylıkla uygulamayla başlıyoruz. Daha ağır vakalarda 6 aylık ya da 1 yıllık tedavilere de geçmemiz gereken hastalarımız olacak, bu ilaç Amerika'da bol miktarda bulunan bir ilaç.
Kokainden çok daha güçlü bir ilaç olduğunuz söylediniz, bu ilaç da ayrı bir bağımlılık yapmaz mı?
Kokainden beş yüz kat daha dopamine ilgisi olan ve ona bağlandığı zaman alışkanlık yapmayan, çünkü 3 ay ayrılmayan bir ilaçtan bahsediyoruz. Bir saatte kokaini alıyorsunuz orgazmın bir kaç katı bir keyif alıyorsunuz ama bu dozu arttırsak bile artık tekrarladıkça o seviyeyi bir türlü yakalayamıyorsunuz. Çünkü vücudunuzda o maddeye karşı bir alışkanlık gelişiyor. Sürekli doz arttırma ihtiyacı ve keyif alamama oluşuyor. Bizim hastalara vereceğimiz ilaç, 3 ayda bağlanıyor beyin hücresinin üzerine 500 kat daha çok bağlanan bir ilaç. Keyif verici değil sadece kokainin bağlanmasını engelleyici bir tedavi. Alkol ve uyuşturucu maddelerin etkisi bir saatte vücuda geliyor ve ayrılıyor. Bu fazik hazdan hastalar memnun. Sigarada mesela, geliyor 45 dakikada yok oluyor, yeniden nikotin ihtiyacı veriyor. Ama biz nikotin bandı verdiğimiz zaman, nikotinin beynine gidip bağlanacağı hem alıcıları kaparmış oluyoruz hem de stabil bir şekilde nikotini dışarıdan vermiş oluyoruz. Bu keyif vermiyor o ele alma içme davranışı öğreniliyor, onun değiştirilmesi önemli. Bu da davranışçı ve düşünsel anlamda değişiklikleri nasıl yapıyoruz, yeniden yapılandırma yoluna giriyoruz. Zihinsel bir yapılandırma, bizim elimizde öğrenilmiş programlar var ya onları yok sayıyoruz ya onun üzerine reset atıp biz yeni bir program yüklüyoruz. Arınma tedavisi ile o dönme dolaptan iniyoruz. Arınma ile yoksunluk tedavisini yapıyoruz bu geçici bir süre, ardından içme isteğini takip ediyoruz. İçme isteğinin kontrolünde özellikle uyarıcı maddelerde bu getirdiğimiz ilaç oldukça etkili. İçme isteği tamamen ortadan kalkıyor. Uyarıcı etkisi olduğu için de vücuttaki toksik maddeler atılıyor.
BAĞIMLILIK GERİ GELEBİLİR
Bu tedavilerin ardından yeniden uyuşturucuya dönen oluyor mu?
Oluyor. Eğer ki bu arada biz onlara bilişsel davranışçı tedavi ile zihinsel yapılandırmayı sağlayıp, topluma yeniden onu kazandırmak için elimizden gelen gayreti göstermezsek, ikincil bir hastalığı varsa onu tedavi etmezsek üç ay cezaevinde durmuş gibi olur. Biz dün uygulama yaptığımız hastanın enjeksiyonunu yaptık, bittiği gün içer. Bu arada o hastamızla haftalık, 15 günlük takibimi yapmamız gerekiyor. Takipte bizim onun hayatını yeniden yapılandırması yönünde çalışmamız gerekiyor. Çünkü alkol ve madde bağımlılığının etkileri zaman zaman ataklar halinde geri gelebiliyor. Hastalar tedaviden düşebiliyor. Bir süre sonra bedenen ve ruhsal anlamda iyilik halini hasta yanlış anlayabiliyor. Nasılsa tedavi edilebiliyor diye bir düşünce gelişebiliyor ya da esrarda olduğu gibi zararlı olmadığını ve o maddeye tekrar dönüş yapabileceğini düşünüyor. Fakat biz 3 aylık tedaviyi yaptık, beyindeki o merkezi sulamamış ve beslememiş oluyoruz. Ben bunu zehirli sarmaşığa benzetiyorum, hastalarım bu zehirli sarmaşık kuruyacak mı diyor. Kurumayabilir en azından 3 ay sulamadığımızda belirli bir gerileme oluyor. Yeniden maddeye başlamadan ikinci enjeksiyonu sonra da üçüncü enjeksiyonu gerekirse de kurul kararıyla da devamına karar veriyoruz.
Peki bu maddelerde geç kalınmışlık noktası var mıdır?
Bilişsel davranışçı terapi ile eroin, kokain ve alkol bağımlılarında eğer hastalık ne kadar şiddetliyse bedel o kadar fazla oluyor. Hafif bağımlıların tedavilerinden aldığımız sonuç orta düzeyde oluyor ama artık ağır derecede ve hiçbir umut yok dediğimiz hastalarda sarsılıp yeniden hayata tutunmak için bir fırsat yaratıyoruz ve bunda oldukça başarılıyız.
KORKUTAN RAKAM
Bağımlılığın genetik olarak aktarılması gibi bir durum var mı?
Her gün bin çocuk kokain bağımlısı olarak doğuyor. Bu oldukça büyük bir rakam. Çünkü anne kullanıyor, ama yasadışı olduğu için yardım almaktan korkuyor. Çünkü çocuğunun elinden alınacağını düşünüyor, bazen de hamile kaldığını bile bilemiyor. Para bulmak için yasa dışı yolların dışında cinsel istismar da olabiliyor. Eğer bunun bağımlısıysa ve iradesini denetleyemiyorsa kokain yerine pudra şekeri bile verilerek bu şekilde bir bağımlılık olabiliyor.Biz öncelikle bağımlılık davranışlarıyla baş etmeyi öğretmek zorundayız. O davranışları ve alışkanlıkları değiştirmediğimiz sürece sonuç alamıyoruz. Tedavi merkezlerinde böyle bir tedavinin olduğunu duyurmanız çok daha anlamlı bunun önüne geçebilmemiz için.
BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ DENMEZ
Bir uyuşturucu maddesini bir kere kullanmak bağımlı olmak için yeterli midir?
-Evet. Dozuyla da ilgili tabi ki. Crack Türkiye'de yaygın, başka katkı maddeleri ve uyarıcılar da var. Bununla belki ilkinde bağımlı olmamış gibi görünüyor ama çok kısa bir sürede doz artırımına gitmek gerekiyor. Nasıl hafif içkilerden ağır içkilere geçiş bir sürede gerçekleşiyor ve alkolde bu aylar yıllar alıyorken, kokainde bu sadece saatler ve günler alıyor. Bir kereden birşey olmaz mantığı doğru değil. Uyarıcılar çünkü çok güçlü hemen bağlanıp çekebildiği için, sigara bağımlılığı da aynı şekilde. Eğer birkaç gün içinde tekrar içerseniz, ilk gün keyif almadığınız şeyin keyif almayı ancak beyindeki dopamin reseptörlerinin değişmesiyle yani onlardaki artış ve düzensizlikle ancak öğreniyorsunuz.
Bu bağımlılıklarla mücadeleler sürüyorken, nasıl bu kadar çok çeşidi üretmeye devam edebiliyorlar?
Çok fazla çeşit var, çünkü kimyasal anlamda bu üretime giriyorlar. Her meslek grubunda, her toplumda ve dünyanın her yerinde keyif verici ve alışkanlık yapıcı maddelere bir eğilim var. İnsanoğlu bunu merak ediyor, özellikle ergenlik çağında. Yasalar bir kaza yaptığınızda idrarınızda esrar varsa yaptırımları çok güçlü. Bunların görülmemesi için kanda sentetik uyarıcılar keyif verip ve hemen kanda negatifleşen maddeleri geliştirmeye çalışıyorlar. Bir sürü kimyacı bu konuda çalışıyor. Esrar konusunda da, esrarın ilaç olarak kullanılabilmesi için alışkanlık yapmayan molekülünü yapıp; bulantıda, düzeltilemeyen epilepside ya da kanser hastalarının ağrılarına kullanmak için seçtikten sonra geriye kalan posa kısmı bağımlılar tarafından eroin ve esrar gibi satışa sunuluyor. Eroin kadar güçlü ve yüzde 99 oranında toksik madde oluyor o posada ve bunlar yasa dışı satışa açık.
BAZI HASTALIKLARDA REÇETE İLE
Bazı ülkelerde devlet bağımlılara bir miktar uyuşturucu temin ediyor, bu uygulamanın amacı nedir?
Eğer baş ağrınız varsa, kansere bağlıysa doktora gittiğinizde bunları reçete ile alabileceğiniz bir seçenek sunuluyor. Ama bu suistimale açık bir durum. Türkiye'de Allah’tan sigaranın ya da alkolün serbest kalması gibi o kadar yoğun kullanıcılar yok. Onlar artık zarar azaltma dediğimiz hiçbir çaremiz kalmadığı zaman kontrollü içmeye geçiliyor. Bizim hedefimiz kontrollü içme değil; özellikle kokain tedavisinde tam arınmayı sağlamak. Biz Türkiye'de öyle bir durumdayız ki; Amerika'da dünya nüfusunun yüzde 5'i yaşıyor ama dünyadaki kokain bağımlılarının da yüzde 37'si orada yaşıyor. Orada tedavi olduğu için sağlık kurumlarına gitmeye başlıyorlar, bizde de şimdi gelen kokain hastalarının tedavinin olduğunu ve o umudu gördükleri zaman gelmeye başlayacaklar. AMATEM'e gittiniz tedavi aldığınız zaman yasalar sizi suçlu değil, iyi niyetli olarak görüyor. Sizin telefonunuz satıcıdaysa, siz her türlü satış yapılan yerlerle ve yasa dışı insanlarla ahbaplık kuruyor korkmuyorsunuz, tedaviye gelirken çekiniyorsunuz. Çünkü bununla ilgili mitler var toplumsal yargılar var. Etiketlenmek var, bizim etiketlemeden aynı klinikte psikiyatri ile AMATEMİ sürdürmemizin sebebi budur. Hastaların rahatça gelebilmesi ve bağımlıların hep bir yerde toplanması. Denetimli serbestlik dediğimiz, bunlar yüzyılı aşkın süredir uygulanıyor. Cezai yaptırımdan önce insanların iyi niyetine bakılıyor. Diğer hastalarımıza nasıl hizmet veriyorsak aynı şekilde yapıyoruz, hepsini bir yere toplayıp tecrit etmek gibi bir şey değil de topluma kazandırmak amacımız.
Eskiden insanlar psikoloğa ya da psikiyatriste gitmeye çekinirdi, hala bu durum var mı?
Hala devam eden bir grup var bir de bir psikoluğu ve ya psikiyatristi olmanın bir farklılık ve kişisel gelişim açısından moda olduğu bir yer var. İnsanlar panik bozukluk nedeniyle yardım aldığını gururla anlatıyorlar ama madde bağımlığı gibi yasa dışı bir sorun için yardım aldığını söylemek o kadar kolay bir şey değil. Ya da gerçekten gerçeği değerlendirmeyi bozan şizofreni gibi bir hastalıktan bahsediyoruz bağımlılıkta. İyileştikten sonra artık o yargıların kırılması. Ben hastalarımla günlük hayatımda karşılaşıyoruz, yanıma gelip konuşuyorlar bağımlılık tedavisi gördüklerini ve iyileştiklerini çekinmeden söyleyebiliyorlar. Bana gelmeseler bile bir sorunları olursa bana ulaşacaklardır, bu garantiyi veriyorum. Çünkü bağımlılık bir sallantılı zemindir, o zeminden tutunabilecekleri sabit bir yerimiz, sağlam bir merkezimiz var. 30 yıldır aradıklarında Mükerrem Hanım Antalya'da, bağımlılıkla ilgili soracakları herhangi birşey olduğunda her zaman herkese hizmet veriyorum. Bu bence çok kıymetli bir hizmet ve bunu yapmaktan da gurur duyuyorum.
İYİ BİR NOKTAYA GELDİK
Normal bir psikiyatırlık yapmak varken bu alanı seçtiniz, özel bir nedeniniz var mıydı?
1997 Dünya Sağlık Örgütü'nün madde bağımlılığıyla ilgili bölgesel toplantısı Dedeman'da gerçekleşiyordu. Ben de davet edildim. Antalya turizm eğlence merkezi olması nedeniyle uyarıcı haplar, metamfetamin, kokain ve eroin gibi bağımlılık yapıcı maddeler için riskli bölge seçildi. Burada benden yardım istediler, ben önce koruyucu kısımdayım ve orada kalacağım dedim. Üniversite öğrencileriyle çalışıyordum, onların birey olarak ayakları yere sağlam basıp gelişmeleri için ben 1983'den 1997'ye kadar bu şekilde devam ettim. Ama baktım ki gerçekten bazı şeyler engellenemiyor, arz talep meselesi ve bağımlılık hızla artıyor.
Daha sonra 10 yıllık bir süreçte ben koruyucu hekimlik adına maddeye başlayanların sayısından bırakanların sayısını gençlerde daha fazla arttırıcı bir rol yapacak ve kayıp görülen gençlerin yüzde birine yardım amaçlı Akdeniz Üniversitesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin tedavi kısmına geçmeye karar verdim. Ve orada yurtdışında olan ilaçların ruhsatlandırılmasında da aktif rol alarak 2010'dan bu yana yataklı kısımda görev aldım. Çünkü insanlar o kısımla uğraşmak istemiyor, toplumun yargıları gibi profesyonellerin de bir yargısı var. Uzak durmayı tercih ediyorlar, siz bir şeyle nasıl baş edeceğinizi bilmiyorsanız size yardım için gelene de yardım etme konusunda çekimser kalıyorsunuz. Bunu aşmak için yaklaşık 10 yıldır profesyonellerin eğitimi için de çok çaba sarf ediyorum ve iyi bir noktaya geldik. Çünkü bilişsel davranışçı terapi yapan çok az, bu işi yapabilen eğitimli kişi sayısı çok az. Son 10 yılda çabalarımızla bu sayıda artış oldu. Bu yetersizliğin aşılması tüm dünyanın sorunu. Böyle gönüllü terapistlerin olabilmesi için geçen hafta Bursa'daydım, ondan önceki hafta da Eskişehir'deydim. Yani elimden geldikçe profesyonel eğitimlere özen gösteriyorum.
ULAŞIMI MAALESEF KOLAY
Uyuşturucu maddelere ulaşım gittikçe kolaylaşıyor, bunun sebebi nedir?
-Fast food gıdaların kazancının kat ve kat üstünde yani 300-500 kat üstünde paralar dönüyor kokain piyasasında. Dünya genelinde tüm fast food satıcılarını toplayın bunun 300-500 katı paralar dönüyor. Böyle olduğu zaman karşımızdakiler de bunu gençlerimize aşılıyor. Gençler bunu deniyor, özellikle kulüp maddeleri tehlikeli. Bir kere alıyorsun, eğleniyorsun, karşı tarafla yakınlaşmanı kolaylaştırıyor ve bunun senin ilacın diyor çekingen bir gence. Ulaşımı da kolaylaşması turizm bölgesi olmamız, Türkiye’nin doğudan gelen belirli maddeleri alıp batıdan sentetiklerin değiş tokuşu yapıldığı bir bölgedeyiz. Bunun yaygınlaşmasında da arz talep kısmı çok önemli. Tedavi edilen kısım bu artışa rağmen biz geride kalıyoruz çünkü bilimsel çalışıyoruz. Bilimsel çalışmalar için elimizdeki verilerin sağlam olması lazım. 1989’dan 2012’ye kadar bahsettiğim ilacın ruhsatlanması, bize gelişi ve bizim verdiğimiz emekle o arada kokain kullanıcılarında artış oldu. Türkiye’ye gelişi de kokain fazlasının olması, buraya girişin daha ucuz olmasıyla burada da yaygınlaştı.
Şuan en tehlikeli uyuşturucu çeşidi hangisi?
-En çok metamfetamin.
Belden aşağı çalışan bir güruh var satışta. Özellikle iyi aile çocukları hedef alınıyor ya da Mükerrem Hanım'ın kliniğinde kullanmak bunları prestij sanıyorlar. Yani yakalanacağını biliyor ama o gizle yapma, kaçma ve kovalanma bir şekilde o maddenin etkisindeyken görünmez sanıyorlar kendilerini. Psikolojik bozukluk ve şizofreniye benzerlik dediğim durum bu. Kokain özellikle beyin kanaması yapıyor, aldığınız zaman özellikle ilk bir saat içinde kalp krizi 4500 kat artıyor. Uyarıcı madde alıyorsunuz cinsellik için ama henüz bağımlı bile olmadan ölümle sonuçlanıyor. Yaşlı güruhta bunu da görüyoruz. Statü kaybı, emeklilikte hiçbir uyarıcı kullanmadan birden kokain kullanımı görüyoruz. Yaşlılarda kullanım arttı, bağımlı yaşlanmaz ölür diye bir inanış vardı. Şuanda çok farklı bir boyuttayız hepimiz hedefiz, hepimiz bağımlı olabiliriz.
Antalya’daki STK’lardan, yöneticilerden ya da Antalyalılardan neler istiyorsunuz? Size ne kadar yardımcı oluyorlar? Yapılması gerekenler nelerdir?
Antalya yerel olarak bağımlılığın artışıyla 2008 yılında Üniversitede ilk bağımlılık tedavi merkezi kuruldu. STK’lar, yerel yönetimler, Sağlık Bakanlığı’nın ve üniversitenin iş birliği ile kuruldu. Bunun için Antalya’da gerçekten bir dayanışma var, diğer illerden belki bir adım daha öndeyiz. STK’larla iş birliğimiz devam ediyor. Her türlü çağırılan ve yardım istenen durumda zaten iş birliğine açığız. İl koordinasyon kurulları bunun için var. Aktif çalışmaların sonuçlandırılabilmesi için diğer illerle uyum içinde çalışması ve network ün tam olması lazım. Çalışmalarımızın tüm Türkiye’ye yayılması lazım.
Bir dönem tiner içenler çok yaygındı ve sokaklarda herkesten para isterlerdi onunla ilgili değerlendirmeniz o dönemde nasıldı?
Evet, bir ara tiner içmek çok yaygındı. İşte o dönem biz bu merkezi kurduk.Her dönem bir maddenin tüketimi yaygınlaşıyor. Şuanda metamfetamin yaydın, o dönemde de uçucular modaydı.
O dönemin Valisi Alaaddin Yüksel, bu kullanıcılar için bir proje başlatmıştı. Sevgi Evi diye ve büyük ölçüde etkili olmuştu. Yani bir şeylerle mücadele tam olarak yapılabiliyor değil mi?
Evet kesinlikle yapılabiliyor. Şöyle bir şey var; tek bir vali ile değil yani kişiler üzerinden değil de bunun devamlılığının olması gerekiyor.
Zamanla kökü kuruyor çünkü uçucu maddeler ciddi bunamaya ve ölüme yol açıyor. Genç yaşta bunu kullanıyorlar ve zihin hasarı yaşanan bir durum. Bir taraftan ölümle yo oluyorken bir taraftan da istihdamla yok oluyor.
Yerel yönetimlerden ve STK’lardan ricam başlatılan bu projeleri sürdürelim. Kişilerin ve yönetimlerin değişmesiyle sekteye uğramasın projeler. Çok iyi projeler oluyor, Avrupa Birliği projeleri oluyor, Bunları devam ettirelim ve daha geliştirelim. İş birliğimizi güçlendirmeye çağırıyorum.
Bu maddelerin bulunabilirliğini de zorlaştırmamız gerekiyor değil mi?
Tabi ki öyle ama bundan ziyade benim baştaki hedefim bu maddeleri elinin tersiyle itebilecek gençler yetiştirmek. Emniyet mücadelesinde yakalanan miktar ile kullanılan miktarla değil, ne kadar çok yakalandıysa bu işin kökü kazındı anlamına gelmiyor. Madde bağımlılığının üç yanı; gizlilik besliyor, ekonomik ihtiyaçlar bir de belirli sosyal ihtiyaçlar besliyor. Bir topluluğun içinde kabul, sağlıklı bir toplumun içinde kabul edilemiyorsanız sağlıksız bir toplumda lider olmaya onları toparlayayım derken kendi ayağınızın kaymasıyla sonuçlanıyor. Bu üç durumu çözmek zorundayız. Öncelikle tedaviye gelmeden probleminin çözülmesi, bağımlı bireyin madde almamak için dürüstlüğü ve özdeğerleri geliştirmesi şarttır. Gençlerin bireysel gelişmesiyle ve aile bağlarının gelişimiyle ilgili hiç ara vermeden Milli Eğitim Müdürlükleri’nin bu işte çabalarının devamını istiyorum.
Okullarda özelikle bunun doğru şekilde anlatılmasında fayda var değil mi?
Kesinlikle, doğru anlatılması gerekiyor ama tabi ki maddelerin adlarını anmadan anlatmak gerekiyor. Öğretmenlerimizin de hassasiyetini anlıyorum. Belirli bir merak uyandırmadan anlatmak lazım. ‘Birey olarak her merak ettiğimiz şeyi kullanmayız’ı öğretebilmek, ‘hayır’ diyebilme becerisi kazandırmak, öfke kontrolü, bir uyuşturucu maddesine gitmenin çözüm olmadığını, problem çözmeyi öğretebilmek; STK’ların, ailelerin ve medyanın asıl yapması gereken şey.
Cinselliğe yeni adım atan gençler bu ilaçların onlara iyi geleceğini düşüyor ama onları öldürdüğünü de bilmesi gerekiyor galiba?
Ödül merkezindeki hasar nasıl oluyor; sistem ödül hemen gelsin istiyor. Biz çocuklarımızı hiçbir zaman başarısızlıkla tanıştırmıyoruz. Hep en iyi olmaya yönlendirip, hataları kabul etmiyoruz. Halbuki hataları yaparak öğrenecek. Farz edin ki, es kaza bir madde kullanımı oldu. Bunu gelip bize söyleyebilmeli. Sizin buna dayanacağınızı bilmeli ve sizinle açıkça bu konuyu konuşabilmeli. Bu konuyu genç ailesine açtığında da, aile bilgilenip tekrar dönüp konuşabilmeli. Bir profesyonel yardım konusunda bilinçlenmesi gerekiyor toplumun.
Dünya çapında yapılan araştırmalarda bu bağımlılık çığ gibi büyüyor ama madde kullanmaya başladığında ailenin öğrenmesi aritmetik olarak gidiyor ve ortalama iki yılı alıyor. Dünyanın neresinde olursa olsun, bir komşu senin çocuğun madde kullanıyor dediği zaman, benim çocuğum kullanmaz diyor. Çocuğunu izlemeye başlıyor sonra tahliller yaptırıyor. Biz bunları aşmak zorundayız, aileler çocukları astım olduğunda nasıl yaklaştıysa bunu da aynı şekilde düzenlemelerle yapacağız.
Yorumlar
Kalan Karakter: